Hangi Trabzon En Yaşanılır Şehir?

13 Kasım 2015 18:03

Dünya kadar işin arasında bir sigara molası vereyim dedim. O arada da malum birçok kişinin yaptığı gibi ben de sosyal medyada geziniyordum. Bir baktım ki Trabzon en yaşanılabilir şehir seçildi haberi. Önce Zaytung haberi falan sandım.

Sonra baktım ki Forbes dergisi seçmiş,  nedenlerini de sıralamış. Okudukça gözlerim açıldı. Kendi kendime boşuna, hiçbir şey görmeden yaşamışım o şehirde dedim. Bunlar neredeymiş ki? Acaba kör müyüm? Belki de körlüğümün farkında değilim!

İş yapmak ve yaşayabilmek için en iyi şehir seçilmiş. Benim çevremden duyduklarım pek öyle değildi. Her gün iflas eden esnaflar, dar boğazdan geçerken icra mahkemelerine düşen dükkân sahipleri, işsizlik yüzünden maaşını düzenli alamayan çalışanlar, kiraların yüksekliğinden, şehrin pahalılığından dert yanan memurlar, sosyalleşmek adına sahilde çekirdek çitleyen, gelirken valizlerine koydukları hayalleri oradan hiç çıkaramayan üniversite öğrencileriyle dolu bir şehirdi. Ne zaman bu vasfa sahip oldu?

Sosyalleşmek adına ne yapabilirsiniz Trabzon’da ? Allah aşkına biri bana açıklasın! Sahil kenarında dolaşmak isteseniz bilmem kaç şerit yol geçmek zorundasınız. Tabi görsel şölen üst geçitleri yürüyerek bitirebilirseniz. Sahile indiniz; balık ekmek yemek için taburede oturmak zorundasınız, balık kokusunun da üzerinize sinmesi cabası. Hadi ben balık yemiyorum ne olacak? 2 sene öncesine kadar tuvalet ihtiyacını gidermek için kayalıkları kullanan insan yoğunluğundan, neredeyse eski moloz kokusuna yeniden sahip olacaktık. Neyse ki umumi tuvalet yaptılar. Yeşil alanlara nasıl ulaşıyoruz? Arabası olmayan insanların piknik yapmak için gidebilecekleri  yerler ya 100. Parkı, yada sahildeki orta refüjler. Hadi akşam bir yerlerde eğlenelim. Nerede? Birkaç cafe ve bar dışında bana bir yer gösterin. Bir konser alanı? Pop müzik sanatçıları dışında gelen caz festivaline minnettarız. Peki ya başka etkinlikler? En son ne zaman bir klasik müzik konseri düzenlendi Trabzon’da? Çocuk etkinlikleri? Peki ya alkollü mekânlar? Herkesin günahı kendine. Ahlak bekçisi kesilmesin kimse! İçki içecek olan kişi nereye gidecek? Birkaç cesur girişimci dışında yer yok. Kaç kişi ailesiyle birlikte içkili bir mekânda rahatsız edilmeden, rahatsız olmadan yemek yiyebiliyor?

Ben 30 sene yaşadım o şehirde. Radyo programcılığı yaptım, yazarlık yaptım, birçok lafa maruz kalmama rağmen dans kurslarına gittim. Trabzon’da ne kadar sosyalleşilebilirse  fazlasını yaptım. Tahmin edemeyeceğiniz kadar geniş bir çevrem vardı. Ama bir kısır döngünün içinde olduğumun hep farkındaydım. Bugün birçok ulusal kanalda sesimi reklamlarda duyuyorsunuz, farkında olmasanız da. Belgesellerde dublaj yapabiliyorum. Peki, hayalimdeki bu mesleği neden doğduğum şehirde yapamadım? Hani en iyi iş yapılabilen şehirdi. Ben söyleyeyim vizyon meselesi. Ben ki bu kadar sosyal yaşadığım halde, Trabzon’dan ayakkabımın tekini unutacak kadar kaçarak terk ettiysem, gerisini siz düşünün. Hayatınızı kıt kanaat, ev iş arası geçirmekten memnunsanız ona bir şey diyemem ama yeterli falan değil o şehir.

Şunu da söyleyeyim. Trabzon’un her taşına hayranım, Boztepe’yi katletmiş olmalarına rağmen oraya da, Ganita’nın kokusuna, Maraş caddesinin kalabalığına, Uzun sokaktaki gençlerin cıvıltısına, Molozdaki balık pazarına, Akçaabat’ın sahiline, Maçka’nın deresine, Çaykara’nın insanına, Of’un büyüklüğüne, Sürmene’nin pidesine,  Beşikdüzü’nün kültürüne, Vakfıkebir’in ekmeğine, Çarşıbaşı’nın balıkçısına ve daha sayamadığım bir çok şeyine. Asla aslımı unutmadım. Unutanı da yanımda saklamadım. Ama abartmayın! O kadar da değil. Son olarak sevgili dostum Elif ÇAVUŞ’un konuyla alakalı yorumuyla yazımı tamamlamak istiyorum.

‘’Göçü önlemenin en ucuz hali!’’

YORUM YAP


DİĞER YAZILARI

Masa Üstü Sürüme Geç